Bir zamanlar sadece en yeni televizyonların, daha hızlı işlemcilerin ve uçuk kaçık robotların sergilendiği Tüketici Elektroniği Fuarı (CES), artık kabuk değiştirdi. Las Vegas’ın ışıltılı atmosferinde gerçekleşen bu dev etkinlik, son yıllarda geçirdiği evrimle CMO’ların, ajans başkanlarının ve marka stratejistlerinin takviminde Cannes Lions kadar kritik bir yer edindi. Artık CES, sadece “ne üretildiği” ile değil, “nasıl pazarlandığı” ve “marka hikayesinin teknolojiyle nasıl anlatıldığı” ile ilgileniyor.
Geleneksel teknoloji fuarı kimliğinden sıyrılan CES, pazarlama endüstrisinin en büyük oyun alanlarından birine dönüştü. Markalar artık buraya sadece ürün lansmanı yapmaya gelmiyor; tüketiciyle kurdukları bağı yapay zeka, sürdürülebilir teknolojiler ve hiper-kişiselleştirilmiş deneyimlerle nasıl derinleştireceklerini keşfetmeye geliyorlar.
Donanımdan Deneyime: Büyük Göç
Eskiden CES denince akla gelen ilk görüntü, devasa standlarda sergilenen parlak cihazlardı. Ancak bugünün CES’i, donanımın ötesine geçerek “deneyim tasarımına” odaklanıyor. Markalar, teknolojik yetkinliklerini bir araç olarak kullanarak tüketicinin hayatına nasıl dokunduklarını anlatma yarışında. Özellikle “C Space” olarak adlandırılan ve pazarlama, reklamcılık ve medya dünyasına ayrılan özel alan, bu dönüşümün kalbi niteliğinde. Burası, gürültülü fuar alanından uzakta, stratejik ortaklıkların kurulduğu ve geleceğin medya ekosisteminin tartışıldığı bir merkez üssü haline geldi.
CMO ve CTO’nun Ortak Ajandası
Pazarlama dünyası için en dikkat çekici değişimlerden biri, katılım profilindeki çeşitlilik. Artık fuar koridorlarında sadece mühendisler veya CTO’lar değil, markanın hikayesini yöneten CMO’lar da boy gösteriyor. Teknoloji ve pazarlama departmanları arasındaki siloların yıkıldığının en somut kanıtı CES’te görülüyor. Bir otomobil markası kendini “mobilite deneyim sağlayıcısı”, bir güzellik markası ise “güzellik teknolojisi şirketi” (BeautyTech) olarak konumlandırıyor. Bu durum, pazarlamacıların teknolojiyi sadece bir mecra olarak değil, ürünün ve marka vaadinin ayrılmaz bir parçası olarak görmesini zorunlu kılıyor.
Yapay Zeka: Pazarlamanın Görünmez Mimarı
Fuarın her köşesine sinen ana tema şüphesiz Yapay Zeka (AI). Ancak buradaki odak, “Bakın bizde de AI var” demekten çok öteye geçmiş durumda. Tartışmalar, AI’ın pazarlama operasyonlarını nasıl verimli hale getireceği, içerik üretimini nasıl ölçeklendireceği ve tüketici verisini nasıl anlamlandıracağı üzerine yoğunlaşıyor. “Üretken Yapay Zeka” (Generative AI) kavramı, yerini yavaş yavaş, kullanıcı adına aksiyon alabilen “Ajan Yapay Zeka” (Agentic AI) sistemlerine ve bunların kişiselleştirilmiş müşteri yolculuğundaki rolüne bırakıyor.
Kritik Veriler ve Öne Çıkanlar
C Space Etkisi: Pazarlama ve medya profesyonellerine ayrılan alanlar, fuarın en hızlı büyüyen bölümleri arasında yer alıyor.
Sektör Dışı Katılım: L’Oréal, Walmart, Delta gibi geleneksel “teknoloji dışı” devler, fuarın ana konuşmacıları ve en büyük katılımcıları arasında.
Perakende Medya: Retail Media ağlarının (RMN) yükselişi, CES’teki reklam teknolojileri (AdTech) tartışmalarının merkezinde.
İşbirlikleri: Fuar, ürün lansmanından ziyade, B2B anlaşmaların ve veri ortaklıklarının (Data Clean Rooms vb.) yapıldığı bir networking zirvesine dönüştü.
Editörünün Yorumu
CES’in geçirdiği bu evrim, pazarlama dünyası için çok net bir mesaj veriyor: “Teknoloji artık bir departman değil, bir kültürdür.” Bir CMO’nun CES’te bulunması, sadece yeni gadget’ları görüp şaşırması için değil, markasının gelecekteki varoluşsal zeminini anlaması için kritik. Eğer Cannes Lions işin “sanat ve yaratıcılık” tarafıysa, CES işin “bilim ve altyapı” tarafı oldu. Ve bugünün dünyasında, bilimi anlamadan sanatı icra etmek imkansız hale geliyor. Türk markaları ve pazarlama liderleri için buradaki en büyük fırsat, global rakiplerin teknolojiyi “insanileştirme” çabasını yerinde gözlemlemek ve bunu kendi pazarlarına uyarlamak.
Sıkça Sorulan Sorular
S: CES neden pazarlamacılar için bu kadar önemli hale geldi? C: Teknoloji, tüketici davranışlarını doğrudan değiştiriyor. Pazarlamacılar, müşterilerinin nerede zaman geçirdiğini ve hangi araçları kullandığını anlamak için teknolojinin kaynağında, yani CES’te olmak zorunda. Ayrıca veri ve reklam teknolojileri konusundaki en yeni ortaklıklar burada kuruluyor.
S: “C Space” tam olarak nedir? C: CES bünyesinde; markaların, reklamcıların, medya platformlarının ve içerik üreticilerinin bir araya geldiği, teknoloji odaklı pazarlama trendlerinin konuşulduğu özel bir alandır. Fuarın “business” tarafının en yoğun olduğu bölümdür.
S: CES sadece teknoloji markaları için mi? C: Hayır. Bugün kozmetikten perakendeye, tarımdan finansa kadar her sektörden marka, kendini bir “teknoloji şirketi” olarak yeniden tanımlamak ve inovasyon vizyonunu sergilemek için CES’te yer alıyor.


